Demokrasi Kelimesi Neyi Çağrıştırıyor?
Demokrasi kelimesini duyduğumda aklıma ilk gelen şey aslında bir seçim bildirgesi değil, o bildiriyle birlikte gelen o tuhaf el broşürleri. Hani her yerin tamamen reklam panolarıyla dolduğu, başkanlık seçimlerinden önce etrafımızı saran o “özgürlük” ve “haklar” yazılı kağıtları… “Bu partiyi seviyorsanız, bizimle olun!” gibisinden, tıpkı bir çamaşır markasının “yeni parlatıcı” kampanyası gibi. Evet, demokrasi bana ilk etapta biraz kafamı karıştıran ama bir o kadar da absürd olan şeyleri hatırlatıyor. Gelin, biraz daha derine inelim.
Demokrasi ve Düşünme Özgürlüğü (Kafada Kısa Devre)
Demokrasi kelimesini duyduğumda, “hmm… düşünme özgürlüğü” diye bir şey geliyor aklıma. Fakat sonra fark ediyorum ki, aslında her şey o kadar da özgür değil. Örneğin, bir akşam arkadaşımın evinde bir pizza söyleme meselesi gündeme geldiğinde, bu kadar “özgür” olamayacağım! Herkesin birer “favori pizza”sı vardı. Yani, demokrasi deyince, ilk başta kafamda herkesin kararları eşit olmalı diyorum ama pizzayı seçerken “Margarita mı, sucuklu mu?” tartışması yaparken bir demokrasi krizi yaşıyorum. Hadi, birisi pizza hakkını başka birine verirse, bu ne kadar özgür olur?
Bir grup insan arasında, pizza üzerine yapılan bu “seçim”, bana demokrasi kelimesinin ne kadar esnek bir kavram olduğunu gösteriyor. Herkesin söz hakkı olsa da, son karar genelde kimsenin sözünü dinlemeyen “o bir kişi”ye düşüyor. Evet, arkadaşlarımın ne kadar özgürce pizza seçtiğini görünce “demokrasi” kelimesinin daha az “hak” ve daha çok “hızlıca halletmek”le ilişkili olduğunu düşündüm.
Seçim Zamanı – Gerçek Demokrasinin Testi
Şimdi gelelim en eğlenceli kısmına… Seçim dönemi! Demokrasi deyince aklıma tabii ki de o renkli, canlı, “siyasi görüşüm ne olursa olsun, sadece kıvamında espri yapabilen” arkadaşlarım geliyor. Gerçekten de seçim günü gelince herkes birer parti lideri gibi oluyor. Oğuz, mesela, her seçimde kendini adeta bir politikacı gibi hissetmiş olmalı. Bir kere “açık oy, gizli sayı” kavramı bile biraz kafa karıştırıcı.
“Ya tamam, sen burada kiminle oy kullanacağına karar veriyorsun ama ben sana söyleyeyim, 5 yıl sonra başka biri yine seni bu sandık başına getirecek!” diyor ve sonra da seçim zamanı, bir arkadaşımın kullandığı “tartışmasız mantıklı” sözleriyle karşılaşıyorum: “Ya abi, en iyisi hiç kimseye oy vermeyelim, oturup pizza yiyelim, rahat edelim.”
Vay be! Demokrasi deyince böyle arkadaşlarımla en demokratik şekilde fikir ayrılığına düştüğümü düşünüyorum. Oysa aslında demokrasi denince ilk akla gelen şeylerin çoğu karar verme üzerine olmak zorunda, ama işte yine bir pizza ve kim kimin kararını verecek sorusu gibi “sahte seçimler” çıkıyor karşımıza. Demokrasinin en önemli sınavlarından biri işte bu: gerçek kararların “kesin” olmasından çok, insanların tatlı bir şekilde fikir değiştirebilmesi.
Demokrasi, Sosyal Medya ve Kararsız Seçmen
Şimdi demokrasiyi bir de sosyal medya gözlüğüyle izleyelim. Her şey çok daha komplike… Twitter’da “#Demokrasi” etiketiyle paylaşılan bir tweet, gerçek dünyadaki o kararsız seçmeni çok iyi temsil ediyor. Birinin paylaştığı “Bu seçimde hangi partiye oy vereceksiniz?” anketine tıklayıp birini seçiyorum. Sonra bir arkadaşım yorum yapıyor: “Ya o parti aslında şu konuda haklı, aslında şöyle düşünmeli…” Duygusal zekâm bir anda bıçak gibi kesiliyor. Sonra ne oluyor? Kararımı tekrar değiştiriyorum, çünkü demokrasinin de tek bir yönü yok. Seçim yapmak, bazen gerçekten kafa karıştırıcı bir yolculuğa dönüşebiliyor.
Şu anki seçim gündemlerini izlerken, bir yandan komik bir şekilde herkesin sosyal medyada en “doğru” görüşü paylaşmaya çalıştığını görmek de benim için bir mizah kaynağı. Çünkü herkesin bir “oy”u olduğu zaman, birden fazla görüş oluşuyor, tıpkı “tartışmasız” bir pizza kararında olduğu gibi. Sonunda herkes ya bir şişe kola alıp durumu unutuyor, ya da, karar veremeyip, sadece “çok fazla seçenek var ya” diyor. İşte bu tam da demokrasinin başka bir yüzü!
Demokratik Karar ve İç Ses
Bir sabah, kahvaltı yaparken kendi iç sesimle bir monologum vardı: “Bugün ne yemek istersin? Peynirli mi, zeytinli mi?” Evet, yine demokrasi imtihanına giriyorum. Tabii, akşam yemeği için kararsızım: Makarna mı, pizza mı? Sonra kararımı verirken aslında demokratik bir düşünce sistemine sızdığımı fark ediyorum. Hangi seçeneği tercih etmeliyim? Seçim yaparken, her bir tercihi bir “seçmen” gibi ele alıyorum, birini seçiyorum, diğerini hemen terk ediyorum. Demokrasi deyince, sadece büyük siyasi meseleler değil, bazen o “küçük” seçimler de önemli bir test oluyor.
Sonuç: Demokrasi, Komik ve Ciddi Bir Yeri
Sonuçta, demokrasi kelimesi bana sadece politik arenada ya da büyük tarihi olaylarda değil, bazen en sıradan hayatın içinde de çıkıyor. Seçim, bazen karar verme özgürlüğünden çok, insanların kendilerini ifade edebildiği ve belki de en çok gülüp geçebileceğimiz bir alan. Demokrasi, herkesin bir şeyi seçebildiği ama sonunda hepimizin aynı pizzayı tercih etmeye çalıştığı, garip ama neşeli bir oyun. Aslında bu yüzden belki de demokrasiyi biraz daha anlamalıyız: hem ciddiyetle, hem de mizahi bir bakış açısıyla!