Omurgalılar Nerede?
“Omurgalılar nerede?” diye sorulduğunda, birçoğumuzun aklına ilk gelen şey muhtemelen “İçimden biri ‘buradayız’ demiyor mu, yanlış bir şey mi söyledim?” olacak. Bunu daha önce düşündünüz mü? Bu kadar bilimsel bir terimi sıradan bir soruya dönüştürmek ne kadar komik olabilir? Ama işin asıl derinliği burada başlıyor: Omurgalılar, gerçekten nerede?
Tabii ki, biyolojik olarak baktığınızda cevabı hemen verebilirim: Omurgalılar, işte bizler ve diğer hayvanlar. Ama biraz daha farklı bir açıdan bakınca, bu soru, düşündüğümde başka anlamlara bürünüyor. Çünkü ben, her sabah uyanıp odamda “İyi ki omurgalıyım!” demiyor muyum? Çoğu zaman gerçekten, bir gün her şeyin birer omurgalı olmadan evrimleşebileceğini düşünmek bile bana tuhaf geliyor. Ya da belki, benim omurga kadar sağlam bir düşünce yapım yoktur, kim bilir…
Biyolojik Bakış: Omurgalılar Nerede? Gerçekten Nerede?
Her şeyden önce, “omurgalı” dediğimiz varlıklar, vücudunda bir omurga taşıyan canlılardır. Yani omurgalılar, kemik yapısına sahip, sırtlarında bir omurga taşıyan canlılardır. Bu gruba insanlar, kuşlar, balıklar, sürüngenler ve memeliler girer. Yani, aslında omurgalılar hepimizin içinde, dışımızda… Hatta bazen omurgalılar, o kadar iç içe geçmiş durumda ki, sabah işe gitmeye çalışırken kendi omurgamı unutuyorum ve yere düşmemek için bir arkadaşımın omurgasına güveniyorum.
Bu biyolojik açıklamalar bittiğine göre, şimdi biraz da işin eğlenceli kısmına geçelim.
Gündelik Hayat: Omurgalılar Nerede? Günlük Hayattaki Omurgalılar
Düşünsenize, sokakta yürüyorsunuz, iş yerinde ofiste çalışıyorsunuz, kafenin köşesinde bir arkadaşınızla kahve içiyorsunuz. Etrafınızda onlarca omurgalı var. Ama işin komik tarafı şu ki, bazen omurgalılar “nerede” sorusunu kendilerine bile sormuyorlar. Yani, bazen günlük hayatımızda o kadar yoğunlaşıyoruz ki, omurgamızın bizimle olduğunu bile unuturuz. Günde yüzlerce adım atarız, belki birden fazla merdiven çıkarız, ama omurgamızı düşünüyor muyuz? Bu soruyu biraz daha fazla irdeleyince, bir yanda omurgalıların hayatına içsel bir saygı gösterirken, diğer yanda “Ya bir de sırtımda her zaman taşıdığım bu şey ne, ne oluyor ya?” diye sorgulamaya başlıyoruz.
Geçenlerde bir arkadaşım bana şunu söyledi: “Yani, sabahları iş yerinde o kadar sinirli ve yorgunum ki, bir an omurgamın olup olmadığını sorguluyorum. O kadar hissizim ki, bana ‘Ben burada değilim’ deseler, inanırdım.” Bunu söylerken, hem sinirleniyor hem de espri yapıyordu. Ama düşününce, bir yanda da doğru söylüyordu. Yorgunluk, stres, yoğunluk derken, bazen bir omurganın varlığı o kadar anlaşılmaz oluyor ki, gerçekten nereye koyduğumuzu bile unutuveriyoruz. Sadece “Neredesin, omurgam?” diye bağırmak geliyor içimden.
Biraz Felsefi Bakış: Omurgalılar Nerede? Ruhumuzun Omurgası
Şimdi, işin içine biraz felsefi bir bakış açısı katma zamanı. Omurgalılar nerede? Gerçekten sadece fiziksel bir yer mi bu? Yoksa ruhsal bir omurga da var mı? Hani derler ya, “Bir insanın omurgası ne kadar güçlü olursa, o kadar dirayetli olur.” Bunu düşündüm de, acaba insanın karakterinin omurgasına, gerçek anlamda bir karşılık mı var? Yani, bir insanın omurgası ne kadar sağlamsa, hayata karşı direnci de o kadar güçlü müdür?
Bazen arkadaş ortamlarında, derin mevzular açılırken ben de bu tür felsefi sorular sorarım. Ama genelde çok düşünceli bakışlarla karşılaşırım. Bir keresinde “Omurgamızın ruhsal anlamda da bir temeli var mı?” diye sordum, herkes sustu ve sonra ortamda bir gerginlik oldu. Herkes başka bir konuda kafa patlatmaya başladı. Evet, bazen gerçekten fazla derinleşiyorum ama insanın bazen derinlemesine düşünmesi gerekmez mi?
İç sesim: “Kardeşim, ne oluyor? Bu konuyu açıp, sırf omurgalılar nerede diye bir yazı yazmaya başladın, yeterli derinlik mi oldu?” Ama sonra yine, “Hayır, bu sorunun cevabını bulmalıyım” dedim. İçimdeki felsefi bakış her zaman biraz fazla aktif!
“Omurgalılar Nerede?” Cevabını Hayatın İçinden Arayalım
İzmir’in sokaklarında yürürken bir gün, omurgalılar hakkında düşünmeye başladım. Beni takip eden insanlar arasında, bazıları gününü, haftasını nasıl geçireceğini düşünürken, bazılarının da omurgası üzerine düşündüğünü tahmin ediyorum. İnanın, bazen düşündükçe insanın omurgası ile ilgili kafasında beliren sorular o kadar ilginç olabiliyor ki, insanı doğru yolda tutmak yerine daha fazla kafa karıştırabiliyor.
Bir gün kafede otururken, iç sesimle yine konuşuyorum: “Omurgalılar nerede?” Biri yanımdan geçerken, omurga gibi dimdik yürüdüğünü düşündüm. Geriye dönüp baktığımda, ona bakarken bir şekilde kendi omurgama daha çok saygı gösterdim. İronik bir şekilde, bir insanın omurgasının ne kadar önemli olduğunu anladım ama aynı zamanda omurgasız bir yaşamı düşünmek de bana inanılmaz garip geldi. Sonuçta, omurgasız bir yaşam olamaz, değil mi?
Sonuç: Omurgalılar Nerede? Bazen Her Yerde, Bazen Hiçbir Yerde
Omurgalılar nerede sorusu, gerçekten sadece biyolojik anlamda sorulduğunda basit bir cevabı olan bir soru. Ama o kadar fazla katman ve düşünceyle geliyor ki, ne yazık ki işin içine biraz mizah, biraz da felsefi düşünceler karışıyor. Sonuçta, her zaman omurgalılar etrafımızda ve içinde olacağız. Ama belki de asıl soru şudur: Omurgalı olmak, gerçekten omurgamıza ne kadar saygı gösterdiğimizle ilgili mi?
Evet, belki de hayat bir omurgadır, her şeyin temeli… Ama umarım, omurgalılar olarak biz de etrafımıza biraz daha dikkatli bakarız, biraz daha sağlam adımlar atarız. Kim bilir, belki bir gün omurgamızı gerçekten buluruz, ne dersiniz?