id=”gbkt4r”
Sözcü Gazetesinin Gerçek Sahibi Kim? Bir Hikâye, Bir Gerçek Arayışı
Bugün yazacağım yazı, beni sadece kelimelerle değil, duygularla da yüzleştirecek. Kayseri’de bir kafede, pencerenin kenarına oturmuş, çayımı yudumlarken, bir anda zihnime düşen bir düşünceyle sarsıldım. Sözcü gazetesinin gerçek sahibi kim? Bu soruyu yıllarca duydum, okudum ama hiç bu kadar içten sorgulamadım. Belki de bu sorunun cevabı, sadece gazetenin sahipliğiyle ilgili değil, içinde barındırdığı o karmaşık duygusal gerilimi de anlamama yardımcı olacaktı. Her şeyin başladığı o anı hatırlıyorum…
Bir Gazete ve Bir Soru
Bir gün, Kayseri’deki eski evimizde annemle birlikte kahvaltı yapıyorduk. Evimiz küçük ama samimi, biraz da eskimişti. Bir sabah, annem Sözcü gazetesini masaya koydu. O zamanlar, ülke gündeminin hızla değiştiği, siyasi gerginliklerin arttığı bir dönemdi. Gazeteler bile, sadece haber vermekten öte birer siyasi araç gibi hissediliyordu. Annem gazetenin sayfalarını çevirirken, “Bunun sahibi kim biliyor musun?” diye sordu. Ben de “Bilmiyorum,” dedim. “Herkesin hakkında bir şeyler söylediği bir gazete bu,” diye ekledi annem, “Ama gerçekte kim sahip, işte o bir sır.”
Bu cevap beni oldukça şaşırtmıştı. Bir gazetenin sahibi kimdir diye sorulması, aslında ne kadar derin bir soruydu. Sahipliği sadece şirketin finansal kısmını mı kapsar, yoksa arkasındaki ideolojik güç mü? Herkesin bildiği ama kimsenin açıkça söylemediği bir gerçek vardı ve o gerçek, gazetenin içeriğinden çok daha fazlasını ifade ediyordu. O an, o kadar şaşkındım ki, neden hala bu soruya cevap bulamadığımı düşündüm. Annem de “İçeriğiyle kimin elinde olduğunu biliyorsun, ama kim sahip?” diyerek devam etti.
Sahiplik ve Güç Arayışı
Sözcü gazetesinin gerçek sahibi kim sorusu, sadece bir haber kaynağının arkasındaki kişiyle ilgili değildi. Bu soru, toplumun bir arayışının simgesiydi: Gücün, doğruyu söylemenin ve baskı altındaki bir toplumda gerçekleri gün yüzüne çıkarmanın mücadelesi. Her gün gazetenin başlıklarını okurken, bir yandan da zihnimde bu soruyu hep taşıdım. Kim, aslında bu gücü elinde tutuyor? Ve gazetenin gerçek sahipliği, sadece bir iş insanına mı aitti, yoksa daha derin bir yapının parçası mıydı?
Bir gün, kaybolduğum bir an vardı. Tam olarak ne zaman olduğunu hatırlamıyorum ama o sırada internetin derinliklerine dalıp, gazetenin geçmişine dair birçok kaynağa ulaştım. Duygusal bir bağ kurmaya başladım çünkü bir yandan düşüncelerim bu gazeteyle yoğrulurken, bir yandan da geçmişe dair hüzünlü bir iz bırakıyordu. Gazete, sadece bir medya organı değildi; bende, toplumun korkuları, dile getirilemeyen gerçekler ve verilen büyük mücadelelerin bir parçası olarak yer etti. Sahipliği neydi ki? Kimin ellerindeydi, kim onun düşüncelerini taşıyordu?
Bir Hikâye, Bir Gerçek
İnternetteki derin araştırmam beni bir noktada durdurdu. Birçok haber kaynağı, Sözcü’nün gerçek sahibinin işadamı Burak Akbay olduğunu söylüyordu. Ancak, bu bilgi daha çok söylenti gibiydi. Gerçekten de, medya organlarının sahipliği bazen bir arka planda kalan, gündem dışı bırakılan bir şey olabilir. Gazete sadece haberleri mi sunuyordu, yoksa başka bir amaca mı hizmet ediyordu? Bu sorunun cevabı, kendime dönüp bakmamı sağladı. İnsanlar bazen, gerçekleri sadece okudukları başlıklardan almazlar. Gerçek, bir hikâye gibi yaşamın içinde şekillenir, hissedilir.
Bir hafta sonra, yine Kayseri’de bir kahve içtiğimde, gazetenin sayfalarını yeniden çevirdim. “Bu gazete kimin?” diye sordum. Annem yine cevap verdi: “O gazeteyi okuyan insanlar sahip, senin gibi düşündükleri sürece sahip.” O an bir şeyler yerine oturdu. Gazetelerin sahibi sadece bir kişiyle tanımlanamazdı. Çünkü o gazete, milyonlarca kişinin sesiydi, o gazete, bir toplumun istediği kadar güçlüydü. Belki de gerçek sahiplik, sadece arka planda gizlenmiş o kişilerin değil, her bir okuyucunun içsel sahipliğiydi.
Sözcü’nün Gerçek Sahibi: İnsanların Hikâyesi
Bazen düşünürüm: İnsanlar gazetelere neden bu kadar bağlıdır? Neden belli bir gazeteyi tercih eder, bir köşe yazısını takip eder? Bazen bir gazete, bir toplumun korkularının, umutlarının, öfkelerinin bir yansıması olur. Sözcü gazetesinin de gerçek sahibi, sadece iş adamları ve yatırımcılar değil, aslında o gazetenin satırlarında duyduğu sesleri kalbinde hisseden her okuyucusudur. Ve bu sahiplik, belki de yasal değil ama duygusal bir bağ kurarak varlığını sürdürür.
Hikâye burada bitmedi. Hala o soruyu soruyorum, belki biraz daha farklı bir şekilde: Sahiplik sadece bir finansal mesele mi, yoksa toplumun ortak bir mücadelesi mi? Ve belki de gazetelerin arkasındaki gerçek sahiplik, her okuyucunun bir parçası olmaktan geçer. Bu düşüncelerle, gazetenin her sayfasına bakarken, bir daha ki sefere her başlığın sadece bir haber olmadığını, aynı zamanda o gazetenin gerçek sahibinin her birimizin zihninde bir yere oturduğunu düşünüyorum.