İçeriğe geç

Peygamberimizin ahlaki vasıfları nelerdir ?

Peygamberimizin Ahlaki Vasıfları Nelerdir? Biraz Mizah, Biraz Düşünce

Merhaba! Bugün, üzerinde çok ciddi konuşmamız gereken ama bir o kadar da farklı açılardan bakabileceğimiz bir konuya dalıyoruz: Peygamberimizin ahlaki vasıfları nelerdir? Ama tabii, burada biraz espri yapacağım, zira gündelik hayatla bu kadar ciddi bir konuyu ilişkilendirmek biraz tuhaf olabilirdi. Hadi başlayalım, ama unutmayın; ciddi konuları da mizahla harmanlamak, belki de doğru anlama yolunda bir adımdır.

1. Güvenilirlik (El-Emîn) – “Hadi Ama, Sana Güvenemem!”

Peygamberimizin ahlaki vasıflarından birincisi güvenilirlik. Yaşadığı dönemde o kadar güvenilir bir insan ki, “El-Emîn” (Güvenilir) unvanını alıyor. Hani böyle arkadaşlarınız vardır, her şeyi size söyler, ama siz bir bakarsınız ki ne söylediklerinin sonunda ne bir bağ, ne de bir mantık kalmıştır. Oysa Peygamberimiz, hem sözünde duruyor, hem de en zor durumlarda bile güvenilirliğinden ödün vermemiş.

Mesela şöyle bir durum düşünün: Toplu taşıma sırasında biri yanınıza gelir ve şöyle der:

“Seninle bir işim var. Şu kadar para veriyorum, aman kimseye söyleme!”

Bunun üzerine siz ne yaparsınız? Genellikle, bu “kimseye söyleme” kısmına kayıtsız kalıp, durumu herkesle paylaşmak isteyebilirsiniz. Ama Peygamberimiz ne yapardı? Hem verdiği sözü tutar, hem de her şeyin en doğru şekilde olmasını sağlardı.

Bir de ben varım tabii, sık sık verdiğim sözleri unutup, sonra “Abi, sana güvenmiştim!” dediklerim de oluyor. Neyse, konu bizde kalsın.

2. Sabır (As-Sâbir) – “Bazen Gülüp Geçmek Gerekir”

Sabır… O kadar basit görünüyor ki ama bu konu öyle kolayca atlatılacak bir şey değil. Mesela, sabırlı olmak demek, o sabah uykudan uyanıp, kahve yerine çay alırsanız, “Olsun, bu sabah çay içeceğim, ne var ki!” diyebilmek demek. Ama Peygamberimiz, başına ne gelirse gelsin, her durumda sabırlı olabilmiş. Bir gün müşrikler ona taş attığında, sabırla karşılık verip, olayı büyütmek yerine daha olgun bir yaklaşım sergilemiş. Sabırlı olmanın gücünü, her zaman ve her koşulda göstermiş.

Hayatımda sabırlı olduğumu düşündüğüm an:

Trafikte 15 dakika boyunca yeşil ışığı beklerken.

Bir arkadaşınızın yavaşça “Yok, abi, ben geliyorum” diyerek yemek seçtiği sırada.

Peygamberimiz ise sabır demek, sadece sıradan zorluklar karşısında durmak değil, en ağır sınavlarda bile inancını kaybetmemek demek. Bu kadar sabırlı olmak zor, ama sonuçlarını görmek de çok değerli. Bizim sabrımız ise genelde “Taksici, ya daha hızlı gitsen!” seviyesinde kalıyor.

3. Merhamet (Er-Rahîm) – “Hadi Biraz İyilik Yapalım”

Peygamberimizin bir diğer önemli özelliği de merhameti. Yani, her şeyde biraz merhamet olmalı, değil mi? Gerçekten, bazen birine el uzatmak, bazen bir gülümseme yeter. Ancak, merhamet sadece insanlarla sınırlı değil. Peygamberimiz, hayvanlara bile şefkat gösteren biriydi. “Bir hayvanı üzmek, insanı üzmek gibidir” diyen birisi, gerçekten de insanlığın ne olduğunu gösteriyor.

Benim merhametli olduğum anlar:

Kardeşime cüzdanımı verirken, aslında içimdeki sesin “Bu sefer veriyorum, ama bu kadar!” dediği anlar.

Dışarıda yürürken, birisine “İhtiyacın var mı?” diye sorarken, aslında cevabın “Yok, ama ben yine de soruyorum” gibi olduğu anlar.

Tabii ki, biz de hep elimizden geleni yapıyoruz ama merhamet, bir yanda “Bu yazıyı okuduktan sonra daha iyi bir insan olacağım” duygusunu yaratıyor, diğer yanda ise merhametli bir günün sonunda uyandığınızda bulduğunuz bir kahveyle tüm kötülükleri unutturuyor.

4. Hoşgörü (El-Halîm) – “Kimseyi Yargılamadan Önce, Bir Bak Kendi Hallerine!”

Peygamberimizin hoşgörüsü, tartışmasız müthişti. Bugün, bazen en basit konularda bile, “Yapma, etme!” gibi sert uyarılarla karşılaşıyoruz. Ama Peygamberimiz, insanlara daima hoşgörüyle yaklaşır, yanlış yapanı bile sevgiyle uyarırdı. Gerçekten, “Biri yanlış yaptı diye, ona acımasızca yaklaşmak ne kadar doğru?” sorusunu, bir kez daha düşünmemiz gerektiğini gösteriyor.

Benim hoşgörümün sınırları:

Trafikteki o 10 saniyelik sinir bozucu korna sesi: “Tamam ya, sinirlendin, anladım.”

Çalışma arkadaşımın yemek seçme şekli: “Yine mi salata?” yerine “O zaman hep salata seç!” demek.

Geriye dönüp bakınca, hoşgörü sadece başkalarının hatalarını kabul etmek değil; aynı zamanda kendi hatalarımıza da tahammül etmek demek.

5. Adalet (El-Adl) – “Evet, Sen Haklısın!”

Ve nihayetinde, adalet. Bu, Peygamberimizin ahlaki vasıflarından belki de en önemlisi. O, adaletin her alanda eşit bir şekilde sağlanması gerektiğini anlatıyordu. Bugün, her an her şeyde adalet arıyoruz: iş yerinde, toplu taşımada, sosyal ilişkilerde. Hepimiz, en küçük adaletsizliğe bile ses çıkarıyoruz. Ama ne yazık ki bazen adalet, insanın kendine karşı bile zor olabiliyor. “Benim hatam” dediğinizde, kendinize bile adil olmanız gereken bir noktaya geliyorsunuz.

Adaletin şahidi olduğum an:

Bir arkadaşımın, sadece şaka yaptığı için cezalandırılmasını izlerken.

“Adaletli olacağım” diye, bana haksızlık yapan birine yapılan haksızlığı savunurken.

Adalet, sadece başkalarına karşı değil, kendimize de olmalı. Peygamberimiz, adaletin ve eşitliğin her zaman güvencesiydi.

Sonuç: Gerçek Ahlak, Bizim İçimizde

Peygamberimizin ahlaki vasıfları nelerdir? Temelde; güvenilirlik, sabır, merhamet, hoşgörü ve adalet. Ama bunları günlük hayatımıza entegre edebilmek, her birimizin görevi. Espriyle, şaka ile söyledik ama aslında hepimizin bu vasıfları bir şekilde hayatımıza katmamız lazım. Çünkü, hayat, gerçekten bazen Peygamberimiz gibi sabırlı ve merhametli olmayı gerektiren bir yer. Hem de her an!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort deneme bonusu
Sitemap
403 Forbidden

403

Forbidden

Access to this resource on the server is denied!