Pestilin İçine Ne Koyulur: Bir Günlüğün Sayfalarında
Sabahın Sessizliği ve Annemin Mutfağı
Bugün yine erken uyandım. Kayseri’nin dar sokaklarından süzülen güneş ışıkları odamın perdelerine vuruyor, ama içimdeki karmaşayı hiçbir ışık dağıtamıyor. Günlüklerimden birine sarılıp, kahvemi yudumlarken annemin mutfaktan gelen seslerini dinledim. O her zamanki gibi gülümsüyor, ama ben biliyorum, aramızda söylenmemiş bir gerginlik var.
Annem mutfakta pestil açıyordu. O ince, yapışkan hamur gibi şey… Daha doğrusu pestil. Bana çocukluğumdan kalan kokuları hatırlatıyor; bağ bahçe gezmelerini, ceviz kırmalarını, kayısı topladığımız yazları. Ama bugün farklı bir şey vardı. Pestilin içine ne koyulur sorusunun cevabını merak eden bir çocuk gibi bakıyordum anneme.
“Bugün içine ceviz koyacağım,” dedi annem. Ama ben sadece dinledim, gözlerim dolu. Çünkü o cevizler, annemin sevgisi kadar kırılgan ve narin. Her bir tanesi, yılların biriktirdiği anıları saklıyor gibi…
İlk Deneme: Tatlı Bir Hüzün
Elimi uzatıp bir parça pestil aldım, içine cevizleri yerleştirdim. Ama nafileydi, pestil o cevizleri tam olarak saramıyordu. Her hareketimde bir parçam kırılıyordu sanki. Düşündüm: Belki de pestilin içine konan sadece ceviz değil, umut da olmalıydı.
İlk ısırıkta tatlı bir hüzün hissettim. Tatlı, evet… ama içimde bir boşluk vardı. Neden mi? Çünkü pestilin içi, tıpkı insanların içi gibi, bazen doğru şeylerle dolsa bile, hâlâ eksik kalabiliyor. Ve ben bunu kabul etmek istemiyordum.
Bir Anlık Heyecan
O gün öğleden sonra tekrar mutfağa girdim. Bu sefer sadece cevizle yetinmek istemedim. İçine biraz fındık, biraz da kendi kalbimin kırık parçalarını koydum. Tatlı bir heyecan sardı beni. Pestili sardıkça, hayatımı sardığımı hissettim. Her ceviz, her fındık, her kırık parça bir anlam taşıyordu.
Ve işte o an, fark ettim: Pestilin içine sadece yiyecek konmaz; anılar, duygular, özlemler de konur. Tıpkı bir günlüğe yazdığımız gibi. Her katman, geçmişten bir parça, gelecekten bir umut taşır.
Akşamın Sessizliği ve Düşüncelerim
Akşamüstü, pencerenin kenarında otururken pestili elime aldım. Gözlerim dolu, ama içim huzurlu. Pestilin içi tıpkı benim içim gibi doluydu; bazen acı, bazen tatlı… ve hepsi bir arada.
O gün öğrendim ki, pestilin içine koyduklarımız sadece tadını değiştirmekle kalmaz; ruhumuzu da şekillendirir. Cevizler, fındıklar, hatta kendi kırık umutlarımız… Hepsi birer tatlıya dönüşür.
Geceye Dair Bir Düş
Gece olunca, mutfaktan yayılan pestil kokusuyla yatağıma uzandım. Kayseri’nin serin gecesi, dışarıda hafif bir rüzgârla dolaşıyor. Ama içimdeki sıcaklık, pestilin verdiği tatlı hüzünle karışmış bir şekilde kalıyor. Belki de hayatın kendisi de böyle: İçine koyduğun her şey, sonunda seni sen yapar.
Gözlerimi kapatıp düşündüm: Pestilin içine ne koyulursa koyulsun, en önemlisi, içten koymak. Tatlı hüzün, kırık umutlar, minik sevinçler… Hepsi birer ceviz gibi, fındık gibi, hayatı saran tatlar gibi.
Ve o an fark ettim, ben de tıpkı o pestil gibi, kat kat duygularla sarılmış biriyim. Her katmanım, beni ben yapan anılarla dolu. İçime koyduğum her his, her duygu, sonunda tatlı bir bütün oluşturuyor.
Pestilin İçine Koyduğum Duygular
Belki kimse anlamayacak, belki de sadece ben hissedeceğim. Ama pestilin içine koyduklarım sadece yiyecek değil; hayatın kendisi. İçine koyduğum sevgiyi, özlemi, hayal kırıklığını… Hepsini bir arada buluyorum. Ve bu, bana inanılmaz bir huzur veriyor.
Her ısırık, bana geçmişi hatırlatıyor, ama aynı zamanda geleceğe dair umut veriyor. Pestil, sadece bir tatlı değil; bir hikâye, bir gün, bir hayat. İçine ne koyarsan koy, sonunda seni anlatıyor.
Son Bir Düşünce
Bugün bir kez daha öğrendim ki, pestilin içine ne koyulacağı sadece cevizle fındıkla sınırlı değil. Oraya kalbinden koyduğun her şey sığar. Hayallerin, hüzünlerin, mutlulukların… Hepsi bir araya gelir ve sana kendini hatırlatır.
Ve ben, Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken, ellerimde pestil ve kalbimde biriken duygularla, hayatın tatlı ama kırılgan yanını hissediyorum. Pestilin içine koyulan her şey gibi, duygularımı da saklıyorum, ama bir yandan da paylaşıyorum.
İşte bu yüzden, pestilin içine ne koyulur sorusu sadece yiyeceklerle cevaplanamaz. Oraya duygularını koyarsın, umutlarını koyarsın ve sonunda kendini bulursun.
—
Bu metin, Kayseri’de yaşayan 25 yaşında duygusal bir genç olarak, günlük tutma alışkanlığıyla hislerimi doğrudan ifade ettiğim bir hikâye üzerinden, pestilin içini sadece yiyecek değil, duygularla doldurmanın anlamını anlatıyor.